Samsun’da Diz Kireçlenmesi Tedavisi

Diz ağrısı ve kireçlenmesinde; hastalığın evresi, muayene ve görüntüleme bulgularına göre ameliyatsız tedavilerden diz protezine uzanan kişiye özel değerlendirme.

Samsun’da diz kireçlenmesi tedavisini değerlendiren Prof. Dr. Ferhat Say

Diz kireçlenmesi nedir?

Diz kireçlenmesi, tıbbi adıyla gonartroz veya diz osteoartriti; eklem kıkırdağı başta olmak üzere menisküs, kemik, eklem zarı ve çevre dokuların zaman içerisinde etkilendiği bir eklem hastalığıdır. Bu süreç ağrıya, şişliğe, hareket kısıtlılığına ve yürüme güçlüğüne yol açabilir.

Kireçlenmenin röntgendeki derecesi ile hastanın yaşadığı şikâyetler her zaman aynı olmayabilir. Bazı hastalarda ileri derecede aşınmaya rağmen günlük yaşam büyük ölçüde korunurken, bazı hastalarda daha erken evrede belirgin ağrı ve fonksiyon kaybı görülebilir.

Bu nedenle tedavi kararı yalnızca röntgen görüntüsüne göre verilmemelidir. Hastanın şikâyetleri, muayene bulguları, uygun şekilde çekilmiş grafileri, dizin mekanik dizilimi ve daha önce uygulanan tedaviler birlikte değerlendirilmelidir.

Diz kireçlenmesinin belirtileri nelerdir?

Diz kireçlenmesinin belirtileri genellikle yavaş gelişir ve zaman içerisinde artabilir. En sık görülen şikâyetler şunlardır:

• Yürüme ve uzun süre ayakta kalmayla artan diz ağrısı
• Merdiven inip çıkarken, çömelirken veya sandalyeden kalkarken zorlanma
• Özellikle istirahat sonrasında ortaya çıkan kısa süreli tutukluk
• Dizde şişlik veya sıvı birikmesi
• Hareket sırasında sürtünme, çıtırtı ya da ses hissi
• Dizi tam bükememe veya tam düzeltememe
• Yürüme mesafesinde azalma ve günlük aktivitelerin kısıtlanması
• İleri evrede bacakta eğrilik, istirahatte veya gece devam eden ağrı

Her diz ağrısı kireçlenmeden kaynaklanmaz. Menisküs yaralanmaları, bağ ve tendon sorunları, romatizmal hastalıklar, enfeksiyon, gut veya bel ve kalçadan yansıyan ağrılar benzer yakınmalara neden olabilir. Bu nedenle özellikle ani başlayan, belirgin şişlik veya ısı artışının eşlik ettiği ağrılarda tanının yeniden değerlendirilmesi gerekir.

Dizde sıvı kaybı ne demektir?

Dizde sıvı kaybı” hastalar arasında sık kullanılan bir ifadedir; ancak çoğu zaman diz eklemindeki sıvının gerçekten kaybolduğu anlamına gelmez. Bu ifade genellikle eklem kıkırdağının aşınması ve röntgende kemikler arasındaki eklem aralığının daralması için kullanılır.

Diz ekleminde normal olarak sürtünmeyi azaltan eklem sıvısı bulunur. Kireçlenme ilerledikçe kıkırdak yüzeyler incelir, eklem aralığı daralır ve kemiklerde şekil değişiklikleri gelişebilir. Sorunun temelinde yalnızca sıvı miktarı değil, eklemin bütün yapılarındaki dejeneratif değişiklikler vardır.

Dizde şişlik geliştiğinde ise çoğu zaman “sıvı kaybı” değil, tam tersine eklem içerisinde sıvı artışı söz konusudur. Tekrarlayan veya belirgin sıvı birikiminde kireçlenmenin yanı sıra menisküs sorunları, kristal hastalıkları, romatizmal hastalıklar ve enfeksiyon gibi diğer nedenler de değerlendirilmelidir.

Diz kireçlenmesi nasıl değerlendirilir?

Diz kireçlenmesinin değerlendirilmesinde çoğu hasta için ayrıntılı bir şikâyet öyküsü, iyi bir fizik muayene ve doğru teknikle çekilmiş direkt grafiler yeterlidir.

Diz grafilerinin ayakta ve yük vererek çekilmesi önemlidir. Yatarak çekilen filmlerde eklem aralığındaki daralma olduğundan daha hafif görünebilir. Değerlendirmede hastanın durumuna göre ayakta ön–arka, yan ve diz kapağı eklemine yönelik grafiler kullanılır. Dizilim bozukluğunun veya cerrahi planlamanın değerlendirilmesi gereken seçilmiş hastalarda uzun bacak grafisi istenebilir.

Diz kireçlenmesi tanısı için rutin olarak MR çekilmesi gerekmez. MR incelemesinde özellikle ileri yaşlarda menisküs ve kıkırdakta çok sayıda yaşa bağlı değişiklik görülebilir. Bu bulguların her biri ağrının kaynağı olmayabilir ve yalnızca MR sonucuna göre tedavi planlanması gereksiz işlemlere yol açabilir.

MR; hastanın şikâyetlerinin direkt grafi ve muayene bulgularıyla açıklanamadığı, ani kilitlenme, travma, osteonekroz veya stres kırığı şüphesi bulunduğu ya da tedavi planını değiştirecek başka bir eklem içi sorunun araştırılması gereken seçilmiş durumlarda istenir.

Kan tetkikleri de her hastada rutin değildir. Belirgin şişlik, ısı artışı veya inflamatuvar, romatizmal ya da enfeksiyöz bir hastalık şüphesi varsa gerekli incelemeler ayrıca planlanır.

Ayakta basarak çekilmiş her iki diz grafisinde eklem aralığı daralması ve diz kireçlenmesi
Diz kireçlenmesinin Evre 1, Evre 2, Evre 3 ve Evre 4 direkt grafi örnekleri

Diz kireçlenmesinin evreleri

Diz kireçlenmesi direkt grafilerde genellikle Kellgren–Lawrence sınıflamasına göre dört evrede değerlendirilir:

Evre 1 – Şüpheli veya çok erken değişiklikler: Eklem aralığı büyük ölçüde korunmuştur. Küçük kemik çıkıntıları başlayabilir; hastanın ağrısı her zaman kireçlenmeye bağlı olmayabilir.

Evre 2 – Hafif kireçlenme: Kemik çıkıntıları daha belirgindir ve eklem aralığında hafif daralma görülebilir. Uygun hastalarda egzersiz, kilo kontrolü, ilaçlar ve enjeksiyon seçenekleri değerlendirilebilir.

Evre 3 – Orta–ileri kireçlenme: Eklem aralığında belirgin daralma, kemik çıkıntıları ve kemikte sertleşme görülür. Tedavi kararı ağrının şiddeti ve günlük yaşam kaybına göre kişiselleştirilir.

Evre 4 – İleri kireçlenme: Eklem aralığı ileri derecede daralmış veya kaybolmuştur; kemikler birbirine temas edebilir ve dizde şekil bozukluğu gelişebilir. Günlük yaşamı belirgin etkileyen ağrı varsa diz protezi seçeneği gündeme gelebilir.

Röntgendeki evre tek başına tedaviyi belirlemez. Aynı evredeki iki hastanın ağrı düzeyi, hareket kapasitesi ve tedavi ihtiyacı farklı olabilir. Bu nedenle enjeksiyon veya ameliyat kararı yalnızca grafiye bakılarak verilmemelidir.

Diz kireçlenmesinde ameliyatsız tedaviler

Diz kireçlenmesinde tedavinin amacı yalnızca ağrıyı azaltmak değil; hareket kapasitesini, kas gücünü ve günlük yaşam bağımsızlığını mümkün olduğunca korumaktır. Tedavi hastanın şikâyetlerine, muayene bulgularına, kireçlenmenin evresine ve yaşam biçimine göre kişiye özel planlanır.

Ameliyatsız tedavinin temelini şu uygulamalar oluşturur:

• Hastalığın doğru anlaşılması ve günlük aktivitelerin düzenlenmesi
• Diz çevresi kaslarını güçlendiren, hareket açıklığını koruyan düzenli egzersiz
• Fazla kilo varsa kontrollü kilo kaybı
• Gerektiğinde fizik tedavi ve rehabilitasyon
• Baston, dizlik veya tabanlık gibi yardımcıların seçilmiş hastalarda kullanılması
• Hastanın diğer hastalıkları dikkate alınarak uygun ağrı kesici veya antiinflamatuvar ilaçların planlanması
• Uygun hastalarda eklem içi enjeksiyon seçeneklerinin değerlendirilmesi

Egzersiz, ağrıya rağmen ekleme zarar veren bir uygulama değildir; doğru türde ve uygun yoğunlukta yapıldığında kas gücünü ve hareket kapasitesini artırabilir. Tam istirahat ise zaman içerisinde kasların zayıflamasına ve günlük yaşamın daha fazla kısıtlanmasına yol açabilir.

PRP, kortizon veya diğer eklem içi enjeksiyonlar her hasta için gerekli değildir ve kireçlenmeyi tamamen ortadan kaldırmaz. Bu uygulamalar; hastalığın evresi, ağrının kaynağı, daha önce denenen tedaviler ve hastanın beklentileri birlikte değerlendirilerek seçilmiş hastalarda planlanır.

Diz kireçlenmesinde enjeksiyon tedavileri

Diz kireçlenmesinde eklem içi enjeksiyonlar, egzersiz ve kilo kontrolü gibi temel tedavilerin yerine geçmez. Amaç; uygun hastalarda ağrıyı azaltmak, hareket kapasitesini artırmak ve günlük yaşamı kolaylaştırmaktır. Enjeksiyon seçimi hastalığın evresine, eklemdeki şişlik ve inflamasyona, daha önce uygulanan tedavilere ve hastanın diğer sağlık sorunlarına göre yapılır.

Kortizon enjeksiyonu: Eklemde belirgin şişlik ve inflamasyonun ön planda olduğu durumlarda kısa sürede rahatlama sağlayabilir. Etkisi çoğunlukla kısa sürelidir. Diyabeti olan hastalarda kan şekerini yükseltebileceği ve sık tekrarlanan uygulamaların eklem açısından sakıncaları olabileceği için kontrollü kullanılmalıdır.

Hyalüronik asit: Halk arasında “dize sıvı verilmesi” veya “horoz ibiği” olarak bilinir. Bazı hastalarda ağrı ve hareket kapasitesinde geçici iyileşme sağlayabilse de bilimsel çalışmaların sonuçları tutarlı değildir. Bu nedenle rutin olarak her hastaya uygulanması önerilmez.

PRP: Hastanın kendi kanından hazırlanan trombositten zengin plazmadır. Özellikle erken ve orta evre diz kireçlenmesinde, uygun hastalarda ağrının azalmasına ve fonksiyonun iyileşmesine katkı sağlayabilir. PRP aşınmış kıkırdağı yeniden oluşturmaz ve ileri evre kireçlenmede diz protezinin yerine geçmez.

“Kök hücre” adıyla sunulan uygulamalar: Kemik iliği veya yağ dokusundan hazırlanan hücresel ürünlerin diz kireçlenmesindeki etkinliği henüz kesin olarak ortaya konmamıştır. PRP’ye belirgin üstünlüğü gösterilemediği gibi uygulama yöntemleri ve içerikleri de standart değildir. Bu nedenle diz kireçlenmesinde rutin kök hücre enjeksiyonu uygulamıyor ve önermiyorum.

Hidrojel enjeksiyonları: Poliakrilamid hidrojel, diz eklemi içine uygulanan ve eklem dokusunda uzun süre kalan sentetik bir üründür. Bazı hastalarda ağrı ve fonksiyon açısından iyileşme bildirilmiş olsa da bağımsız, uzun dönemli ve karşılaştırmalı bilimsel veriler hâlen sınırlıdır. Kıkırdağı yeniden oluşturduğu, kireçlenmeyi durdurduğu veya diz protezi gereksinimini güvenilir biçimde geciktirdiği gösterilmiş değildir.

Bu ürünün “sıvı diz protezi” olarak tanıtılması bilimsel ve tıbbi açıdan doğru değildir. Diz protezi, aşınmış eklem yüzeylerini mekanik olarak değiştirir; hidrojel ise eklem yüzeylerini yenilemez, dizdeki şekil ve dizilim bozukluğunu düzeltmez ve protezin yerine geçmez. Günümüzde diz protezine eşdeğer veya onun alternatifi olduğu kanıtlanmış herhangi bir enjeksiyon tedavisi bulunmamaktadır.

Ayrıca ileride diz protezi ameliyatı gerekebilecek hastalarda, eklem içinde uzun süre kalan bu sentetik materyalin protez cerrahisi, dokular ve enfeksiyon riski üzerindeki etkileri yeterli ve bağımsız çalışmalarla ortaya konmamıştır. Enfeksiyon riskini artırdığı kesin olarak gösterilmiş değildir; ancak artırmadığını söylemek için de güçlü uzun dönem veriler bulunmamaktadır. Bu belirsizlik, özellikle yakın gelecekte diz protezi gerekme ihtimali bulunan hastalarda dikkatli olunmasını gerektirir.

Yüksek maliyeti, sınırlı bilimsel kanıtı ve gelecekteki cerrahiye ilişkin belirsizlikleri nedeniyle hidrojel enjeksiyonunu diz kireçlenmesinde rutin olarak uygulamıyor ve önermiyorum.

Eksozom uygulamaları: Hücrelerin birbirleriyle iletişiminde rol alan çok küçük biyolojik yapılardan hazırlanan ürünlerdir. Laboratuvar çalışmaları ilgi çekici olsa da diz kireçlenmesinde hangi ürünün, hangi dozda ve nasıl uygulanması gerektiği standart değildir. Klinik etkinliği ve uzun dönem güvenliği yeterli çalışmalarla kanıtlanmamıştır. Günümüzde diz kireçlenmesi için bilimsel olarak yerleşmiş ve rutin önerilen bir eksozom tedavisi bulunmadığından bu uygulamayı önermiyorum.

Hiçbir enjeksiyon her hasta için en iyi seçenek değildir. En doğru karar; ayrıntılı muayene, ayakta yük vererek çekilmiş direkt grafiler ve hastanın şikâyetleri ile beklentileri birlikte değerlendirilerek verilmelidir.

Diz kireçlenmesinde PRP kimler için uygundur?

PRP, hastanın kendi kanından hazırlanan trombositten zengin plazmanın diz eklemine uygulanmasıdır. Diz kireçlenmesinde amacımız aşınmış kıkırdağı yeniden oluşturmak değil; uygun hastalarda ağrının azalmasına, hareket kapasitesinin artmasına ve günlük yaşamın kolaylaşmasına katkı sağlamaktır.

PRP’yi özellikle erken ve orta evre diz kireçlenmesinde; egzersiz, kilo kontrolü, yaşam tarzı düzenlemeleri ve uygun ilaç tedavilerine rağmen şikâyetleri devam eden hastalarda değerlendiriyorum. Hastanın yaşı, şikâyetlerinin süresi, muayene bulguları, dizdeki mekanik dizilim ve ayakta yük vererek çekilmiş direkt grafiler birlikte dikkate alınmalıdır.

İleri evre kireçlenmede, belirgin şekil bozukluğu bulunan veya eklem aralığı büyük ölçüde kaybolmuş dizlerde PRP’den beklenen yarar daha sınırlı ve öngörülemezdir. PRP bu hastalarda gerekli olduğunda diz protezi ameliyatının yerine geçen bir tedavi olarak değerlendirilmemelidir.

Her diz ağrısı kireçlenmeden kaynaklanmadığı gibi her kireçlenme hastası da PRP için uygun değildir. Enjeksiyon kararı yalnızca röntgendeki evreye veya hastanın talebine göre değil; ayrıntılı muayene ve kişiye özel değerlendirme sonucunda verilmelidir.

Diz protezi ne zaman gerekir?

Diz protezi kararı yalnızca hastanın yaşına veya röntgendeki kireçlenme derecesine göre verilmez. Kararda ağrının şiddeti, yürüme kapasitesi, gece ağrısı, günlük yaşamın ne ölçüde etkilendiği, muayene bulguları ve daha önce uygulanan tedavilere alınan yanıt birlikte değerlendirilir.

Diz protezi özellikle şu durumlarda gündeme gelebilir:

• Ayakta yük vererek çekilmiş direkt grafilerde ileri derecede eklem aşınması bulunması
• İstirahatte veya gece devam eden ağrı
• Yürüme mesafesinin belirgin şekilde azalması
• Merdiven kullanma, oturup kalkma ve günlük işleri yapmada ciddi zorlanma
• Dizde eğrilik veya hareket kısıtlılığının ilerlemesi
• Egzersiz, kilo kontrolü, ilaçlar ve uygun enjeksiyonlara rağmen şikâyetlerin devam etmesi

İleri derecede kireçlenmesi olduğu hâlde günlük yaşamını rahat sürdürebilen bir hastaya yalnızca röntgen görüntüsüne bakılarak ameliyat önerilmemelidir. Buna karşılık ağrısı ve hareket kaybı yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyen hastalarda, geçici enjeksiyonlarla ameliyatın sürekli ertelenmesi de doğru olmayabilir.

Diz protezinin amacı yalnızca röntgen görüntüsünü düzeltmek değil; ağrıyı azaltmak, hareket kapasitesini artırmak ve hastanın günlük yaşam bağımsızlığını yeniden kazandırmaktır. Ameliyat zamanı her hasta için kişisel olarak belirlenmelidir.

 

evre 4 gonartroz
diz protezi grafi

Sol – Ameliyat öncesi: İleri evre diz kireçlenmesi ve dizilim bozukluğu
Sağ – Ameliyat sonrası: Diz protezi ile aşınmış eklem yüzlerinin değiştirilmesi ve bacak diziliminin düzeltilmesi

Diz protezi ameliyatı hakkında ayrıntılı bilgi

Diz protezi ameliyatının nasıl uygulandığı, implant seçimi, ameliyat öncesi hazırlık, hastanede kalış ve iyileşme süreci hakkında ayrıntılı bilgi için ilgili sayfamı inceleyebilirsiniz.

Samsun’da diz kireçlenmesi değerlendirmesi

Diz ağrısının doğru tedavi edilebilmesi için öncelikle ağrının kaynağı ve kireçlenmenin evresi belirlenmelidir. Samsun’daki muayenehanemde hastalarımı; şikâyetleri, ayrıntılı fizik muayene bulguları, ayakta yük vererek çekilmiş direkt grafileri ve daha önce uygulanan tedavileri birlikte değerlendirerek inceliyorum.

Her hastaya aynı tedavi uygulanmaz. Erken ve orta evrede egzersiz, kilo kontrolü, yaşam tarzı düzenlemeleri ve uygun hastalarda PRP gibi ameliyatsız seçenekler değerlendirilebilir. İleri evre kireçlenmede ise hastanın ağrısı, hareket kapasitesi ve günlük yaşam kaybına göre diz protezi seçeneği gündeme gelebilir.

Amacım yalnızca röntgendeki kireçlenme derecesine bakmak değil; hastanın şikâyetinin gerçek kaynağını belirleyerek gereksiz MR, enjeksiyon ve cerrahi işlemlerden kaçınmak, ihtiyaç duyulan tedaviyi doğru zamanda planlamaktır.

Sık sorulan sorular

Diz kireçlenmesi için MR gerekli midir?

Çoğu hastada ayrıntılı muayene ve ayakta yük vererek çekilmiş doğru direkt grafiler tanı ve tedavi planlaması için yeterlidir. MR; travma, ani kilitlenme, osteonekroz veya stres kırığı şüphesi gibi seçilmiş durumlarda istenir.

Genellikle hayır. “Sıvı kaybı” ifadesi çoğunlukla kıkırdak aşınmasına bağlı olarak röntgende eklem aralığının daralmasını anlatır. Diz şiştiğinde eklem sıvısı azalmış değil, artmış da olabilir.

PRP aşınmış kıkırdağı yeniden oluşturmaz ve kireçlenmeyi tamamen ortadan kaldırmaz. Erken ve orta evrede uygun hastalarda ağrının azalmasına ve hareket kapasitesinin iyileşmesine katkı sağlayabilir.

Hayır. PRP, hyalüronik asit, kortizon, hidrojel veya başka bir enjeksiyonun diz protezine eşdeğer olduğu gösterilmemiştir. İleri evre kireçlenmede enjeksiyonlardan beklenen fayda daha sınırlıdır.

Doğru türde ve uygun yoğunlukta yapılan egzersiz ekleme zarar vermez; kas gücünü, hareket kapasitesini ve günlük işlevleri geliştirebilir. Tam istirahat ise zamanla kasların zayıflamasına yol açabilir.

Hayır. Röntgen bulgularıyla birlikte ağrının şiddeti, yürüme kapasitesi, gece ağrısı, günlük yaşam kaybı, muayene bulguları ve ameliyatsız tedavilere alınan yanıt değerlendirilir.

Scroll to Top